SAKARYA DESTANI ( 13 NCÜ GÜN 04 EYLÜL 1921)

Yunan kuvvetleri isteksizce 1nci ve 3 ncü kolorduyla taarruz ettiler. 7nci Yunan Tümeninin POLATLI-ESKİ POLATLI 3ncü Yunan Tümeninin YÜZÜKURTLU hattına taarruzları gelişti. Düşman taarruzları MENTEŞE DOĞUSU-ESKİ POLATLI DOĞUSU- YÜZÜKURTLU TEPELERİ HEMEN BATISI hattında durduruldu.

KARAYAVŞAN- ŞEYHALİ istikametindeki Yunan taarruzları YÜMKÜNLÜ’ye ulaşamadan durduruldu, taarruzdan önceki mevzilerine çekildiler. Yunanlı’lar Eskipolatlı köyü dolaylarında küçük başarılarla yetindi.

YUNAN ORDUSU ANADOLU BOZKIRINDA ERİYOR.

Sabahın erken saatlerinden itibaren Yunan ordusu yine taarruza başladı. Fakat bu taarruzlar artık geri çekilmeyi düşünen bir ordunun yanıltma taarruzu gibi dağınık ve hedeften uzaktı. Bu durum taarruz bölgesine bakıldığında kendiliğinden anlaşılır gibiydi. Görünüşe göre Papoulas, taarruz bölgesini doğudan alıp batıya, yani cephenin sağ kanattaki birliklerini sol kanada kaydırmıştı. Acaba bir çekilmeyi örtmek, düşmanı yanıltmak ve dikkatleri başka yere çekmek için mi taarruz ediliyordu!? Bu durum başlangıçta anlaşılmasa da zaman geçtikçe çekilme için bir hazırlık olduğu görülmekteydi.

Halbuki Papoulas, bir günlük dinlenmeyi yeterli görerek 3 Eylül akşamı yayınladığı emirde 2. Kolordu hariç, diğer kolorduların taarruzunu emrediyordu. Artık Yunanlılar için yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğu görülmekteydi.

Cephenin kuzeyinde Polatlı’ya çok yakın bölgelerde sabahın 05.00’inde yoğun bir topçu ateşiyle Mürettep Kolorduya taarruza başlayan 7. Yunan Tümeni, demiryolunun kuzeyinde 1. Tümen karşısında pek bir başarı gösterememesine rağmen, demiryolunun güneyinde öğleden sonra 17. Tümeni geriye atarak bir kısım araziyi ele geçirdi. Fakat buradan daha ileriye gidemedi.

Diğer bölgelerde de Türk ordusu karşısında varlık gösteremedi. Özellikle Yarbay Rüştü (Sakarya) komutasındaki 61. Tümenin inatçı savunması ve Türk topçusunun etkili ateşleri karşısında daha fazla ilerleyemeyen 3. Yunan Tümeni ağır kayıplara uğradı ve akşama doğru eski mevzilerine çekilmek zorunda kaldı.

Türk Ordusu günlerden beri her türlü zorlu koşulların üstesinden gelip, adeta bulunduğu bozkıra yapışarak son Türk yurdunu korumaya çalışıyordu. 8. ve 57. Tümenlerin mevzileri, Çal dağındaki düşmanın göz ve ateş hakimiyeti altındaydı. Haymana’yı savunan birlikler ise neredeyse çırılçıplak ortada duruyorlardı. Bütün bu olumlu şartlara ve ordu komutanlığının emirlerine rağmen 12. Yunan Tümeni bugünü, zaman zaman yaptığı topçu ateşleriyle ve sadece Türk mevzilerini gözetlemeyle geçirdi. Fırsat buldukça da mevzilerini tahkim etmekle oyalandı ve herhangi bir taarruz girişiminde bulunmadı.

Açık yandaki 5. Süvari Grubumuz düşman gerilerine baskınlar düzenlemek amacıyla 2. Süvari Tümenini ileriye yanaştırarak hazırlıklarını tamamladı. Papoulas’ın, bizzat kendisinin bile, bir kolorduyu geride bırakarak yapılacak taarruzdan pek bir şey beklemediği belliydi. Herhalde bu isteksizlik, kolordu komutanlıklarına da sirayet etmiş olacak ki 1. Kolordu Komutanı da bir kısım kuvvetlerini taarruza sokmamakta bir sakınca görmemişti. Zaten taarruz eden askerde de eski arzu ve gayretin kalmadığı belli oluyordu.

Nitekim bu durum, Yunanlılardan taarruz hareketi bekleyen ve ona göre hazırlanmış olan Türk Yüksek Komuta Heyetini de hayrete düşürmüş, fakat düşmandaki bu durum aynı zamanda onları bir hayli de rahatlatmıştı. Beklenen tehlikeli bir saldırının yerine, böylesine birbirinden kopuk, koordinesiz ve üzerimizde bir etkisi olmayan hücumları karşılamak çok daha kolaydı. Acaba bütün bunlar bir değişikliğin habercisi miydi!? Evet bütün bunlar, artık saldırı gücünü ve ümidini yitirmiş bir ordunun, şayet çekilmek için yaptığı bir aldatma hareketi değilse, artık kendisini bile kandıramayan bir ordunun maksatsız vakit geçirmeleri ve oyalanma hareketlerinden başka bir şey değildi…

Bugün Zonguldak istihbarat teşkilâtından Cephe Komutanlığına ulaşan raporda şunlar vardı: “10.000 – 20.000 mevcutlu Paleolog Tümeninin, İzmit ve dolaylarını işgal görevi ile Gemlik’e çıkarıldığı, bu harekâtın idaresi için Yunan Kralı Konstantin’in Bursa’ya geldiği, demiryollarının korunması için 6.000 mevcutlu iki süvari tümeninin cepheye gelmesi hakkında emir verildiği, yaralıların Mudanya ile Pire limanları arasında hastane gemileri ile taşındıkları Bursa’dan 3.500 yaralının geçtiği, ayrıca Bursa’da yaralılar için 1.800 yatak hazırlandığı, Yunan birliklerinde yiyecek ve içecek ikmalinin çok fena olduğu…” Evet, galiba Yunanlılar hiç de iyi durumda değillerdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir